Avrupa İstihbarat Merkezi Azerbaycan'a yönelik sabotajın üzerindeki sis perdesini araladı 

Yazar: Aytek Yusifsoy

Şef Redaktör

6 Mart’ta “European Strategic Intelligence and Security Center” (“Avrupa Stratejik İstihbarat ve Güvenlik Merkezi” – ESISC) Avrupalı lobicilerin ve bazı karanlık dünya güçlerinin Azerbaycan hükümetine yönelik uzun vadeli, sinsi çabalarını ifşa eden sensasyon araştırma yayınladı. Brüksel’de bulunan, 2002 yılından itibaren çalışmalar yapan bu merkezin araştırması önde gelen Ermeni lobi kuruluşları ile yoğun etkileşim kuran Avrupalı siyasi uzmanların hain kombinasyonu gün yüzüne çıkardı.

Öncelikle bu araştırmanın yazarları hakkında. Bunlar dünyada iyi tanınan, Batı siyasi elitinde otoritesi olan araştırmacı gazetecilerdir. Onların ünü ve profesyonelliğine şüphe etmek söz konusu bile değil. Araştırmanın yazarlarından biri 59 yaşındaki Claude Monikedir, o, Fransa istihbaratının, daha doğrusu Fransa Dış İstihbarat Genel Müdürlüğü’nün çalışanı, gazeteci-araştırmacı şemsiyesi altında faaliyetlerini sürdürüyor. Claude terörle mücadele, casusluk, milletlerarası çatışmalar, organize suçlar konularında uzmanlaşmıştır. O, birkaç kitap ve araştırmaların da dahil olmak üzere 2001 yılı 11 Eylül terör saldırıları konusunda Batı’da büyük ilgiyle karşılanan araştırmanın yazarıdır. K.Monike yukarıda adı geçen merkeze başkanlık yapıyor.

Araştırmanın ikinci yazarı Jenofeva Etyen, o, 20 yılı aşkın süredir araştırmacı gazeteci olarak çalışıyor ve birkaç kitabın yazarıdır. Üçüncü yazar 57 yaşındaki sosyolog, Ortadoğu uzmanı William Rasimora.

Claude Monike

Buu görkemli ve profesyonel gazetecilerden oluşan grup “Ermeni bağları: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ndeki gizli çete ve uluslararası hukukun ihlali” (The Armenian Connection: How a secret Caucus of MPs and NGOs, since 2012, created a network within the Parliamentary Assembly of the Council of Europe to hide violations of international law) isimli geniş hacimli, benzersiz bir araştırmaya imza attılar. Araştırmanın tam sürümüne aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Belirtmek gerekir ki, ESISC bağımsız, aynı zamanda finans açısından bağımsız, şeffaf sivil toplum örgütüdür; Transatlantik entegrasyonun güçlendirilmesi, demokrasinin desteklenmesi, terörle mücadele ve çağdaş uygarlığa yönelik diğer tehditlere karşı mücadele yönünde çalışmalar yapıyor.

Peki araştırmacılar hangi sonuçlara elde ettilerel? Görünen o ki, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde hakim pozisyonlar ve baskın rol kazanmayı kendine amaç edinmiş Avrupalı parlamenterlerin ve himayecilerinin anqaje edilmiş lobi çetesi var. Bu çetenin hedeflerinden biri de Azerbaycan’dır. Çete Azerbaycan devletine karşı siyasi baskı aleti -etnik dini çatışma planı hazırladı. Gizli çete Karabağ sorununun sonuçları ve Azerbaycan topraklarının işgali ile manipüle ederek Ermenistan’ın yasadışı iddalarından resmi Bakü’ye karşı siyasi baskı gibi yararlanır.

Merkezin araştırması şunu ortaya koydu: Antiazerbaycan (aslında Ermeni yanlısı) lobi ağı 2012 yılından, “tanınmış kişinin” (Merkez Nisan ayında yeni rapor yayınlayarak o kişinin adını açıklayacağını vaat ediyor) Avrupa Konseyi sisteminde önemli görevlerden birine atanmasından itibaren oluşmuştur.

Avrupa Konseyi’ndeki antiazerbaycan çetesinin beyin merkezi “European Stability Initiative” ( “Avrupa istikrar girişimi”) adlı sivil toplum örgütüdür. İşte bu merkez 2012 yılında “Havyar diplomasisi” adlı skandal yaratan sunum hazırlamıştı. Amaç resmi Bakü’yü ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ndeki Azerbaycan heyetini gözden düşürmekti. Raporda Azerbaycan heyetinin üyeleri Avrupalı parlamentarileri kandırmakla itham ediliyordu.

Bu merkezun ikameti Brüksel’de bulunuyor, ancak Avrupa Stratejik İstihbarat ve Güvenlik Merkezi şunu ortaya koydu: “Havyar diplomasisi” raporunun yazarı eski Sovyet mekanında herkesin iyi tanıdığı, “renkli” devrimlerin sponsoru ve ilham vericisi George Soros. Bilindiği üzere Soros ve onun enstitüsü üçüncü sektörün geliştirerek “renkli devrimler” teorisinin uygulanmasında önemli role sahip. Raporda Sorosun faaliyetinin yeni, şimdiye kadar bilinmeyen yönleri de dahil olmak üzere ABD’deki Ermeni diaspor kuruluşları ile ortaklıkları ve bağlantıları da ortaya çıktı. Öyle ki, raporda Soros’un Ermeni hayır ittifakının başkanı Berg Setrakyan’la işbirliğinden bahsediliyor. Soros Setrakyan’ın ve New York’ta bulunan sendika etkinliklerinde sık sık yer alıyor. Amerikalı milyarder “Artsakh”a yönelik Ermeni desteğinin güçlendirilmesinin gerekliliği konusunda konuşmaları dinliyor.

Soros Berg Setrakyan’ın konuşmalarını dinliyor

Bütün bunları bir kenara bırakıp AKPM’deki lobi çetesinin beyin merkezine-Berlin’de bulunan sivil toplum kuruluşuna, onun başkanı Gerald Knaus’a dönelim. Şüphesiz Soros’un projesinde yer alan ajanlarının ve bilgi kaynaklarının arasında “Azerbaycan devriminin eğilmez vicdanı” Hatice İsmayılova da yer alıyor. Knaus “beşinci kalon”un diğer temsilcisi, tanınmış “hibe avcısı” Anar Memmedli ile de aktif işbirliği yapmıştır. Oysa, Memmedli hibe yolsuzluklarına itham olunarak yargılanmıştı.

Fakat Knaus’un esas kaynağı, onun kendisi kadar itibar edip inandığı, AKPM’in Azerbaycan’da siyasi tutuklular konusu üzere gerçekleşmeyen raporunun yazarı, şu anda Almanya ombudsmanı olan Kristof Strasser. Bu konuşmacı uzun süre Azerbaycan’dan gelen eleştiriler karşısında hiçbir şey yapmadı ve kendinin bireysel özgürlükler uğruna mücadele veren küreselleşme taraftarı olduğunu yazdı. Sosyal-demokrat maskesi giymiş liberal Erivan’da “Ermeni Soykırımı’nın 100. yıldönümü” adlı tiyatro sahnesine katılımıyla kendi misyonunun asıl amacını göstermiş oldu. Ştrasser resmi Berlin’in Erivan’da düzenlenen bu etkinliğe katılan, Sarkisyan’a taziye dileklerini ileten tek temsilcisiydi. Erivan’dayken Sarkisyan’ın dört duvar arasına hapsettiği Ermeni siyasi tutukluları onun aklının ucundan bile geçmiyordu. Ştrasser için bunlar sadece başarısız kriminalin tezahürüydü, siyasi kontekst yoktu, o cephenin yalnız bir tarafında yani “düşman” Baku’ye karşı yer alıyordu.

İşte bu Knaus

Daha ilginç ayrıntı: Ştrasser’in Knausun desteği ile geçirdiği tüm dinlemeler aynı milyarder Soros tarafından sahneleştirilmiş ve finansal destek sağlanmıştı.Yardımcı rolde ise “Hermitage Capital Management” yatırım fonunun genel müdürü ve kurucularından, ünlü “Magnitski işi” nin yazarı, “Magnitksi Yasası”nın Azerbaycan da dahil olmak üzere bir takım ülkelere karşı uygulamasına ulaşmaya çalışan Bill Brouder.

Lobicilerin dünya kötülük güçlerinin parmakları ile örülmüş zehirli örümcek ağı ile ilerliyoruz. Ştrasser’den sonra Azerbaycan’ın daha bir eleştiricisi- AKPM ve Budestag’ın milletvekili Frank Şvabe’nin adına rastlıyoruz. Şvabe Bundestag’da Ermeni “soykırımı”nın tanınmasına can atıyordu ve Gerald Knaus’un beyin merkezinin çalışmaları da ona dayanıyor.

Ştrasser ve Şvabe

Azerbaycan hükümetini eleştiren ve onu Avrupa parlamenterlerini yolsuzluk yoluyla kendi tarafına çekmekte suçlayan Knaus daha bir Avrupalı milletvekilinin-Hollandalı Peter Omtzixt’in coşkulu konuşmalarına atıfta bulunmayı çok sever.

Knaus’un yeni antiazerbaycan tezi ( “Havyar diplomasisi-2” Omtzixt’in antiazerbaycan konuşmalarıyla dolu. Peki bu Omtzixt, yani Azerbaycan yönetiminin katı eleştirmeni kim? Merkez ortaya koydu ki, o, Hollanda’da “Ermeni soykırımı” nın tanınmasının aktif lobbicilerinden biri. O, ülkenin parlamentosuna ancak Ermeni diasporunun desteği sayesinde ulaşabilmiştir.


Burada Bill Brauder de ortaya çıkıyor

Omtzixt’in Azerbaycan topraklarının işgalini meşrulaşdırmak adına yorulmaz çabaları boşa gitmedi. Bu Hollandalı milletvekili sadece Ermeni diasporu ile koparılamaz bağlarla bağlı değil, aynı zamanda Ermenistan’ın kendisi ile yakın ilişki içersindedir. Bu parlamenter Ermeni diasporunun Amsterdam’dan Almeloda’ya kadar tüm etkinliklerinde sıkça yer alıyor, Ermeni Ulusal Komitesi ofisine sık sık konuk oluyor, “soykırım kurbanları”nın anılması için yapılan tüm gösterilere katılıyor. O, her yıl Erivan’a geliyor ve Azerbaycan halkı ile savaşlarda ölen Ermeni askerlerinin mezarları karşısında iki büklüm oluyor, gelmişken “DKC”in (Dağlık Karabağ Cumhuriyeti) tanınması için de çağrıda bulunuyor, parlamentoda Karabağ dinlemeleri oluşturuyor, Hollanda’daki Ermeni örgütleri Federasyonu çıkarları için açık lobi yapıyor, Ermenistan’la ilgili tüm etkinliklere en başta katılıyor.

Gerçekten bu Omtzixt’in çalışmaları sadece Ermeni halkının, Ermenistan ve Dağlık Karabağ Ermenilerinin çıkarlarının muhafaza edilmesinden mi oluşuyor?! Kesinlikle hayır, bu milletvekili Azerbaycan’da insan hakları ihlallerinin esas eleştirmenlerinden biri rolünde, uyduruk gazetecilerin (aynı zamanda kendisini hakikat aşıkları olarak tanıtan MİT ajanlarının) hapsedilmesini kınıyor, Hatice İsmail’in özgürlüklerinin sınırlandırılmasına itiraz ediyor. O, böylü garip manzara çiziyor: Sanki Azerbaycan karanlık, Ermenistan’sa parlıyor.

Tüm bunlar yaratılmış olgularla ve kanıtlayıcı fotoğraflarla birlikte “ı” nın üzerine noktayı koyuyor.

Örneğin, raporun yazarları, İtalyan gazeteci Milena Gabanelli’nin, İtalya’nın “RAİ 3” kanalında yayınlanan skandal “Report” programının sunucusunun hain ve sinsi olduğunu belirtiyor. Bu gazeteci güya bazı AKPM milletvekillerinin Azerbaycan’la yolsuzluk ilişkilerini ifşa etmişti. Peki ESISC neyi ortaya çıkardı? Görünen o ki, Gabanelli’nin programı Knaus’un beyin merkezinin “Havyar diplomasisi-2” adlı ikinci raporunun temelini oluşturuyor. Dikkat edin, “Report” programına çıkanlar kimlerdi? İyi tanıdığımız Ştrasser. Ondan hemen sonra Ermenistan Parlamentosu milletvekili Samvel Farmanyan.


Omtzixt’in arkasında Ermeni bayrağı asıldı


Yine Omtzixt, yine Ermeni bayrağı

Bir sonraki soru-Knausun ikinci raporunu kim finanse etti? Aynı Soros! Ve burada Brüksel araştırmacıları daha önemli detayı gün yüzüne çıkarttı: Karabağ Savaşı döneminde M.Gabanelli defalarca Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığı konusunda yaratıcılığını kullanarak, Azerbaycan’ı Karabağ Ermenilerinin kendi kaderini tayin etme hakkını ihlal etmekle suçlamıştı.

Resmi Bakü’yü sürekli eleştiren diğer iki siyasetçi-AKPM milletvekilleri Rene Ruke ve François Roşbulan’a gelince onlar hakkında hiçbir özel araştırma yapmaya gerek yok. Onlar Ermeni yanlısı olduklarını gizlemiyorlar bile. Ruke Fransa-Karabağ Dostluk Grubu Eşbaşkanı, Roşbulan Fransa-Ermenistan Parlamento Dostluk Grubu’nun başkanı. Başka açıklamaya gerek yok. Onlar kendi çabalarıyla Azerbaycan’ın açık düşmanları safında kendi yerlerini almışlar ve bu günlerde Karabağ’ın merkezinde bir kez daha bulunmuş, oradan kendi propaganda kampanyalarını sürdürmüşler.

Ştrasser konuşma yapıyor…

Ardından da Farmanyan

Merkezin analistleri ve araştırmacıları Azerbaycan için oldukça kötü sonuca geliyorlar: Bu lobi çetesinin çabalarında açıkça belirtilen Ermeni stratejisine dayanan amacı-Azerbaycan’da iç siyasi durumun destabile edilmesidir (istikrarsızlaştırmak). Amaç siyasi protestoları ateşlendirmek, iç siyasi çatışmaları yaratmak, ülkeyi ters yüz etmek, toplumun ve yönetimin dikkatini ana sorundan-toprakların işgalinden çekmektir.

İlk raporun açıklanmasından sonra anlaşmazlık içerisinde olan uzmanlar resmi Bakü’ye karşı birleşik cephenin sensasyon detaylarının ikinci bölümünü beklemektedir. Belki de yeni olgular sadece Avrupa Konseyi’nin otorite ve etkisini kurum olarak şüphe altına almakla kalmayacak, hem de Azerbaycan’ın bu Konsey’in kurumsal yapılarına katılımının ne kadar doğru olup olmadığını gündeme getirecek.

Tr.Yeniçağ.Az


© Yayınlanan yazıları kullanırken kaynak gösterilmesi zorunludur.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir