Bundan sonra Kerkük’te ne olacak? – Tr.Yenicag.Az

Bundan sonra Kerkük’te ne olacak? 

Yazar: Aytek Yusifsoy

Şef Redaktör

Kerkük İl Meclisinin aldığı referandum kararından sonra Kerkük’te ne yaşanacak, süreç nasıl işleyecek bölge halkının tavrı ne olacak bütün sorularımızın çarpıcı cevaplarını SETA’dan Veysel Kurt, TÜFED Başkanı Kemal Beyatlı ve Gazeteci Bora Bayraktar ile konuştuk.

İşte Kerkük gerçeği!

*Kerkük İl Meclisi bayrak krizinden sonra referandum kararı aldı. Bundan sonra Kerkük’te ne olacak? Çözüm süreci Irak Anayasası’nın 140. Maddesine göre mi yapılacak? Yoksa mesele başka çözüm yolları ile mı şekillenecek?

FİİLİ BİR DURUM İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Veysel Kurt/SETA: Kerkük meclisinin aldığı bu karar çözüme doğru değildir. Tam tersine durumu daha da karmaşık haline getirmeye yönelik alınmış bir karar olarak düşünüyorum. Anayasanın 140. maddesi Kerkük’ün hem statüsünü belirleyen hem de sürecin nasıl işleyeceğini dair ifadeleri içeriyor. Bu anayasadaki maddeye göre Kerkük tartışmalı bölge statüsündeydi. Buna yönelik referandumun gerçekleşmesi içinde iki şart koyulmuştu. Birincisi normalleşmenin sağlanması, ikincisi ise nüfus sayımının yapılmasıydı. Ancak bu iki şart sağlandıktan sonra referanduma gidilebilirdi. Bir başka ayrıntı noktası ise bu referandumun 2007 tarihine kadar yapılmasıydı. Ne nüfus sayımı yapıldı ne de normalleşme sağlanabildi. Bu normalleşmeden kasıt oradaki fiili savaş halinin bitmesi ve 2003’ten sonra yapılan nüfus mühendisliğinin yerine eskiden orada yer alan Türkmen ve Kürtlerin yerlerine yerleştirilerek, eski nüfus üzerinden sayımına gidilmesiydi. Dolayısıyla maddenin şartlarına baktığımızda kırık kaldığını görüyoruz. Kerkük İl Meclisinin aldığı bu karar anayasa maddelerine dayanmıyor. Tam tersine fiili bir durumla karşı karşıyayız.

BU KARARI VALİ ALAMAZ, BAĞDAT ALMALIDIR!

Kemal Beyatlı/TÜFED BAŞKANI: Kerkük Valisi Necmeddin Kerim ateşle oynuyor. Kerkük gibi hassas bir şehirde kardeşliği ve barışı sağlaması gerekiyor. Bu karar gerginlik ve huzur bozmaktan başka bir karar değildir. Bayrak krizi başladığından beri Kerkük ateş üstündedir. Aldığımız haberlere göre her aile tehdit içerisinde. Kerkük İl Meclisinde Kürt sayısının biraz fazla olmasını koz olarak kullanıyorlar. Kamu binaları Kürtlerin elinde olmasının sebebi silah zoru yüzündendir. Bu referandum kararı meseleyi ‘oldu-bittiye’ getirmedir. Anayasada bahsedilen 140. Madde yaklaşık 8-10 senedir fiili durumunu kaybetmiştir. Referandum kararının bir gecede alınması doğru değildir. Bu kararı Kerkük valisi alamaz, bu kararı Bağdat’ın alması gerekir.

BU KARAR TEK TARAFLIDIR!

Bora Bayraktar/Gazeteci: Irak anayasası’nın 140. maddesi çok açıktır. Tartışmalı bölge olan Kerkük’te, öncellikle nüfus sayımı sonrası referandumun yapılması gerekiyordu. 2007’de yapılacaktı, yapılamadı. Çünkü orada demografik yapı çok değiştirildi. Bölgeye çok ciddi bir Kürt nüfusu taşındı. O yüzden referandum hep ertelendi. Şimdi Kerkük İl Meclisinin aldığı bu karar Kerkük’ün statüsünü tek taraflı belirleme anlamını taşıyor. Irak anayasasını çiğneyen bir hamle, o açından zaten Bağdat yönetimi buna razı olmadığını açıkladı. Kararı kınadı. Muhtemelen eğer Kürt tarafı Kerkük’te geri adım atmazsa bir çatışmaya yol açabilir. Bu çok büyük bir olasılıktır.

*Kerkük’ün tarihsel arka planı nedir? Mesele nasıl bu duruma geldi?

HER ŞEY ABD’NİN IRAK’I İŞGALİYLE BAŞLADI

Veysel Kurt/SETA: Mesele 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgaliyle başladı. ABD’nin işgali Barzani yönetimine özerk bölge oluşturma fırsatı tanıdı. Barzani yönetimi Irak’ın kuzeyinde Duhok-Erbil-Süleymaniye üç ilden oluşan bir özerk bölge elde etmişti. Irak’ta suların durmaması kaotik durumun devam etmesine neden oldu. Maliki’nin mezhepçi politikaları Sünni bölgelerle Şii yönetim arasındaki mesafeyi oldukça aştı. Hatta DAEŞ’in doğmasında da bunun çok büyük etkisi oldu. Aslında 2005 yılında ilan edilen anayasa Irak’ın geleceğini belirleyen bir anayasaydı. 140. madde de ifade edildiği üzere Kerkük’ün statüsü açık bırakılmıştı. DAEŞ’in ortaya çıkmasıyla, Irak’ın yeniden kaotik bir duruma girmesi, oradaki her bir aktöre durumunu güncelleme ve ortaya çıkan imkanları değerlendirmek için bir alan açmış oldu. Bu durum uluslararası aktörler ve yerel aktörler içinde böyledir.

KÜRTLERE İNŞAAT MALZEMELERİ BEDAVA VERİLDİ!

Kemal Beyatlı/TÜFED BAŞKANI: Saddam döneminden bu yana Kerkük’te değişiklikler oldu. 1970-71’lerden sonra Kerkük’e ağır şekilde Arap göçü oldu, unutulmaması lazım. Bunların kayıtları vardır. Saddam döneminde Türkmen olan bölgelere Araplar yerleştirildi. 2003’ten sonra Irak’ın işgali değişiklikler yarattı. Anayasanın 140 maddesi; BAAS rejimi tarafından Kerkük’ten zorunlu çıkarılanlar kendi yerlerine geri dönerler diyor. Bu durum Türkler için geçerli Kürtler için geçerlidir. Buna lafımızı yok. Kerkük’e gelen Türkmenlerin evi ve akrabası belli. Oysa Kürtlere baktığımızda arazi olan yerlere el koydular. Ve Kürt yönetimi tarafından bu bölgelere yerleşim yapmak için inşaat malzemeleri bedava verildi. Hatta parasal olarak bile yardım yapıldı. Peki Kerkük’ten göç eden Kürtlerin hiç mi akrabaları yok? Yok. Çünkü onlar asla Kerküklü değiller.

BÖLGENİN EN ÖNEMLİ KIRILMA NOKTASI 2003 YILIDIR

Bora Bayraktar/Gazeteci: Kerkük Irak’ın petrol de önemli bir kenti olduğu için sürekli tartışma konusu halinde. Saddam Hüseyin döneminde bölgede demografik yapı değiştirildi. Saddam öncesinde de BASS rejimi bunu yaptı. Bölgenin en önemli kırılma noktası 2003’te oldu. Irak’ta Saddam Hüseyin rejimi devrildikten sonra Kürt gruplar kente girdiler. Buradaki tapu binalarını yağmadılar. Eski kayıtları yakıp yok ettiler. Kerkük’ün gerçek sahibi kim diye bir referans bırakmadılar. 14 yıldan beri Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB-Talabani) denetiminde olan bölgede nüfus politikası uygulandı. Kürtler çok ciddi bir sayıda bölgeye yerleştirildi. O açından şu anki durumdan dolayı nüfus sayımı yapılsa Kürtler ağırlıklı çıkacak. Dolayısıyla referandum sonucunda da Kürdistan Bölgesel Yönetimine bağlanma kararı çıkacak. Bu da Irak’ın petrol gelirlerinin yüzde 40’ının Bağdat’ın elinden çıkması anlamına geliyor. Bu iş ‘oldu-bitti’ yapılacak mesele değil. Eğer geri adım atılmazsa, çatışma çıkacaktır.

*Kerkük’te hangi ülke ve hangi örgüt meselenin neresinde duruyor?

TÜRKİYE BU DURUMA KAYITSIZ KALMAYACAKTIR!

Veysel Kurt/SETA: Bölgeye baktığımızda KYB-Talabaniye güçleri oldukça etkin bir durumda. Resmi olarak ise Kerkük tartışmalı bir bölge fakat fiili olarak KYB’ye bağlı güçler orada etkindi. Fakat DAEŞ’in Irak’ta etkin olmasıyla birlikte Barzani’ye bağlı peşmergeler de Kerkük’te DAEŞ ile mücadele altında etkin olmuştu. Burada kısmen de olsa bir etkinlik sağlamışlardı. Fakat esasında orada asıl aktör KYB’nın en yakın uluslararası ortaklarından birtanesi olan İran’dır. Öte yandan Türkiye’nin Kerkük’le hem tarihsel olarak bağı olarak hem de Türkmenlerin varlığından oldukça etkin olduğunu görüyoruz. Bu duruma baktığımızda da Türkiye’nin oluşan bu fiili duruma kayıtsız kalmasını beklemiyorum.

PKK KERKÜK’TE KARARGAH KURDU

Kemal Beyatlı/TÜFED BAŞKANI: Kerkük valisi Talabani grubuna bağlı bir validir. Parti olarak Barzani’nin partisine bağlı bir kişi değildir. Barzani ve Talabani grubu arasında büyük bir çatışma var. Bu çatışmayı iki taraf kendi lehine çekmeye çalışıyor. Petrol konusunda Barzani daha öndedir. Ama idari konularda Talabani hakimdir. Burada idari sistemler tökezleniyor. Valinin izniyle Kerkük’te belli bölgelerde PKK kendi eğitimini yapıyor. Kendi karargahını kurmuştur. 3 ay önce Kerkük’teydim. Çarşı pazarda PKK’lı gördüm. PKK elinde silahıyla şehir içerisinde çok serbest dolaşıyordu. İki taraf Barzani ve Talabani grubu arasında büyük bir çatışma var. Bu çatışmayı iki taraf kendi lehine çekmeye çalışıyor. DAEŞ ayrı bir baskı uyguluyor. PKK ayrı bir yer kaplamış. Peşmerge iki koldan ayrı kaplamış. Irak’ın Haşdi Şabi’si de yetersiz kalıyor.

BU HAMLENİN ARKA PLANINDA İRAN VAR

Dr. Bora Bayraktar/Gazeteci: Bu hamlenin arka planında büyük ölçüde İran’ı görebiliriz. Çünkü bu hamle KYB-Talabani tarafından atılan bir adım. Bunun iki hedefi var. Birincisi Mesut Barzani yönetimini sıkıştırmak, çünkü Barzani aşağı yukarı 2 yıldır iktidarı açısından sıkıntı içerisinde. Bölgede KYB-Talabani hareketini güçlendirip Kürdistan liderliğine taşımak. İkinci taraftan da Bağdat’ın zafiyetini ortaya koyarak şu anki Irak başbakanı İbadi’nin pozisyonunu zorlamak, çünkü onun yerine İran Maliki’yi istiyor. PKK şu anda ideolojik kardeşlikten dolayı Talabani’ye yakın duruyor. Onlarda bu işin içerisinde, bu hareketi destekliyor.

kaynak: Haber7

Tr.Yeniçağ.Az


© Yayınlanan yazıları kullanırken kaynak gösterilmesi zorunludur.