Ermenistan’dakı türk firmalarını şikayet edib kapattırdı, Azerbaycan’dan sınırdışı edildi – Ziya Şahin’le röportaj – Tr.Yenicag.Az

Ermenistan'dakı türk firmalarını şikayet edib kapattırdı, Azerbaycan'dan sınırdışı edildi - Ziya Şahin'le röportaj 

Yazar: Aytek Yusifsoy

Şef Redaktör

“Azerbaycan’sız kendimi sudan toprağa çıkarılmış balık gibi hissediyorum” – Türkiyeli bir Azerbaycan sevdalısı

Ziya Şahin Azerbaycan için çokları ile kavga etmiş bir vatan sevdalısıdır. Özellikle, katıldığı her platformda Azeri sözünün kullanılmasına itiraz eder, Azerbaycan Türkü sözü üzerinde mücadele eder. FETÖ’ye karşı ilk tavır alanlardan biri de odur, Ermeni açılımını ilk gününden eleştiren de. Hatta Türk firmalarının Ermenistan’da ticaret yapmasını da ilk eleştiren ve Erivan’da kepenk kapatandır desek yanılmayız. Fakat gel gör ki, Azerbaycan ismini duyunca kalbi atan bu adamı Migrasiya Hizmeti hala ülkeye bırakmıyor. Sebep belli değil. En iyisi tüm bu konuları Azerbaycan sevdalısı Ziya Şahin’in reportajından okuyun:

Yeniçağ: Öncelikle okuyucuların merakını gidermek için, Azerbaycan’da 10 yıl yaşamış olan Ziya Şahin kimdir, ne iş yapar ?

Ziya Şahin: Türkiye’nin Malatya şehrinde 1958 yılında doğdum. 18 yaşıma kadar Malatya’da, sonraki hayatımın 30 yılı İstanbul’da, son 10 yılı Azerbaycan’da geçti. İstanbul’da genç yaşımda ticarete başladım. Şirketlerimiz oldu, çelik ticaretiyle uğraştım. Ticari hayatıma 1996 senesinde çok para kazanıyorken “Ya Rabbim, sen beni fazla para kazanma tehlikesinden muhafaza eyle” diye dua ettim, duam kabul oldu ve ticarete son verdim. Yani yaklaşık 25 senedir ticaretle uğraşmıyorum, kültürel olarak kendimi geliştirmeye zenginleştirmeye çalışıyorum.

Yeniçağ: Ziya bey, Azerbaycan olmadan nasılsınız?

Ziya Şahin: Ben 10 sene Azerbaycan’da yaşadım, sonrada boş bir nedenle sınırdışı edildim. Azerbaycan’a para kazanmak için gitmemiştim. Buna ihtiyacım da yoktu. Gece gündüz sürekli Azerbaycan yararına çalıştım, çok önemli işler yaptım. Mesela Azerbaycan’da yaşayan yabancı bir vatandaş olarak ilk defa ben 2006 ilinde Azerbaycan’ı tanıtan web site yaptım. www.ziyasahin.com’da 10 yıldır gece gündüz Azerbaycan tanıtılıyor. Fakat 17-25 Aralık 2013’den sonra FETÖ terör örgütünün Azerbaycan’daki taraftarlarıyla sosyal medyada kavgamız oldu, sonuçta Ağustos 2014’de sınırdışı ettirildim. Bahçem, evim, eşyalarım, dostlarım her şeyim orada kaldı. Yaklaşık 3 yıldır Azerbaycan’a gidemiyorum maalesef. Tabiki bu durum anasından, bacısından, gardaşından yıllarca ayrı kalan birinin yaşadığı özlemi bana yaşatıyor! Azerbaycan’ımızı elbette çok özledim. Sınırdışı edilmeme sebep olan şahıs elbette ki beni çok iyi tanımıyor ve bir gün beni tanırsa, yaptığına çok üzülecek, pişman olacak. Bunu kimin yaptığını tabi ki tahmin ediyoruz!
Açıkcası, Azerbaycan’sız kendimi sudan toprağa çıkarılmış balık gibi hissediyorum.

Yeniçağ: Kaç yıl oldu Azerbaycan’a gitmeyeli, sebep belli mi?

Ziya Şahin: Yaklaşık 3 yıl oldu Azerbaycan’a gidemiyorum. Ben iddia ediyorum ki, hiçkimse Azerbaycan istiklaline kavuştuktan sonra benim gibi İstanbul’da deniz manzaralı evini bırakıp da Azerbaycan’da dağlık bir ilde yaşayan, 10 sene gece gündüz çalışan bir Türkiye vatandaşı gösteremez. Ben 10 yılda 1 Manat kazanç elde etmedim, ancak devlete on binlerce manat vergi ve sigorta parası ödedim. Şu anda da elimde resmi yazılar var, devlete vergi borcum yok, DSMF’dan da ben alacaklıyım! Ben hiç siyasetle uğraşmadım ve sevmem de. Hatta Azerbaycan’dayken bazı insanlar yanımda devlet aleyhine konuştuğunda, ben burada sadece konuğum, neden bunları benim yanımda konuşuyorsunuz? Buyurun gidin, polise, savcılığa, icraya sorun. Sonra adım çıktı, neymiş bu Ziya Şahin MTN’in adamı. Ne komik şey!

Beni İsmayıllı’da en iyi tanıyan yıllarca polis reisi olmuş çok sevdiğim Nizami Gocayev’dir.
Sınırdışı edildiğimi telefonda duyunca o kadar çok şaşırdı ki… “Burada seni ve Azerbaycan’a olan sevgini en iyi bilen benim, nasıl olur?” dedi. Sınırdışı edilmem için hiçbir ciddi sebep yok, olamaz da. Şayet ben vergi kaçırmışsam niçin beni sınırdışı ediyorsunuz, yakalayın alacağınızı isteyin. Eğer ben siyasetle uğraşmışsam beni yakalayın, cezalandırın. Asla böyle şeyler olmadı.

Yenicağ: Bildiğimiz kadarıyla siz Azerbaycan’dayken Türkiyeli firmaların Ermenistan’da iş yapmaması konusunda epey çalışmalarınız olmuş. Bu konuda bilgi verirmisiniz ?

Ziya Şahin: Evet doğru. Hele birde Azerbaycan’ı seviyor gibi kendini tanıtarak, gidip Erivan’da distribütör açanlar beni çok kızdırıyordu. 2006 senesinde Bakü’ye o dönem Kültür Bakanımız olan Atilla Koç gelmişti. Ben bir toplantıda bakana sordum: Türkiyeli bazı firmalar neden Erivan’a giderek orada çalışmalar yapmış, bu başka şirket sahiplerine kötü örnek. Neden önce Azerbaycan’a gelmiyorlar dedim ve bir şirketin ismini verdim.

“Bu konuda ne söyleyeceksiniz Sayın Bakan?” dediğimde bu konuyla ilgili hiçbir bilgisinin olmadığını ve Ankara’ya gidince bu konuyu bizzat araştıracağını söyledi. Bunun üzerine gazeteciler, basın üyeleri bana yakınlaşarak konu hakkında sorular sordu, ben de hepsini anlattım. 2 gün sonra bu konu gazete ve televizyonlarda haber oldu. Daha sonra Erivan’da şirket sahibi, Malatyalı hemşerim olan iş adamı Azerbaycan basınına Erivan’daki iki şirketinin de kapatıldığını açıkladı. Bu iş adamı Erivan’daki açılışa bir uçak dolusu gazeteci ve iş adamını götürmüştü. Bu gazetecilerden biri de FETÖ’cü ünlü gazeteci Ünal Tanık’tı. (Şimdi FETÖ’yle işbirliği suçundan hapiste) Azerbaycan’dayken bana telefon etti çok kızdı. FETÖ militanları tam bir Ermeni hayranıdır. Biliyorsunuz, ünlü savcı Zekeriya Öz de önce Erivan’a sığındı, sonra Almanya’ya gitti.

Yeniçağ: Bir meşhur sanatçıyı ikna ederek Azerbaycan’a konser vermeye davet ettiğiniz doğru mu?

Ziya Şahin: O dünyaca meşhur sanatçı olan Sami Yusuf’tur.

Ünlü tiyatrocu rahmetli Seyavuş Aslan’ın oğlu Eldar Aslan dostumdur. 2006 senesinde bana dedi ki, Sami Yusuf’un konser için buraya gelmesini istiyorum, ancak kendisine ulaşamıyorum, bana yardım edebilir misiniz? Ben de olur dedim. Çünkü Sami’nin 6 menajerinden birisi 20 yıllık arkadaşımdı. Ertesi gün hemen Mısır’daki dostumu aradım, görüştük ve böylece çalışmalara başlamış olduk. Fakat Azerbaycan’ı hiç bilmiyorlardı, hatta sonradan bana biri dedi ki biz Azerbaycan’ın bu kadar güzel olduğunu hiç bilmiyorduk. Biz burayı kumluk bir çöl zannediyorduk.

Önce menajerleri geldi. Ben onları İsmayıllı ve Gebele’ye götürdüm, gezdiler, fotoğraf çekindiler, oraları çok sevdiler.
Yaklaşık dört ay çalışmalar yaptık. Çünkü orkestra elemanları Mısır’dan, orkestra şefi Amerika’dan, anne babası, eşi ve Sami İngiltere’den geldi. Toplam 60 insan geldi. Uçak biletlerini aynı tarihlere denk getirmemiz otel ayarlamak kolay iş değildi elbette. Bakü’de Avrupa otelinde odalar kiraladık. Geldikleri gün Sami ve kendisi gibi müzisyen, ünlü besteci Firuz Yusuf’la sabaha kadar uyumadı, ‘’Azerbaycanım’’ isimli şarkının sözünü ve bestesini yazdılar.

Hatta Sami Yusuf dönerken Bakü havaalanında bana Azerbaycan’ı çok sevdiğini ve bir gün mutlaka burada klip çekeceğini söyledi… Maalesef ben sınırdışı edildiğim için bunu ve buna benzer projeleri tamamlayamadım. Mesela çok istediğim şeylerden biride Alim Gasımov’u Türkiye’de birkaç televizyona programa çıkartmak, birkaç konsert verdirmekti. Ben kendisiyle tanışmış ve sevmiş, efendiliğini takdir etmiştim.

Doğrusu Azerbaycan’da genelde yazar, çizer, sanatçı, alimler çok efendi. Mesela ben rahmetli Bahtiyar Vahapzade, Seyavuş Aslan, Milletvekili Fazıl Mustafa, Adil Aliyev, Alim Gasımov, rahmetli şair Mehmet Aslan, Niyamettin Musayev, Munis Şerifov, Agil M.Guliyev kimi bir çok insanla tanıştım, hepsi de çok alçakgönüllü insanlardı.

Yeniçağ: 10 yıl Azerbaycan’da yaşadınız, Azerbaycan yararına başka hangi işler yaptınız?

Ziya Şahin: Ben 10 yıl hiç boş durmadım, Azerbaycan yararına neler yapabileceğimi hep düşündüm ve çoğunuda yaptım. Çünkü Azerbaycan denilince akla gelen il şey para kazanılacak ülke olmasıydı. Oysa ben asla Azerbaycan’da para kazanmayı düşünmedim tam tersi hep Azerbaycan yararına para harcamayı düşündüm. Çünkü benim ecdadım Nuri paşa ve askerleri (hepsine Allah rahmet eylesin) 1918’de Azerbaycan’a can vermeye gittiler, ben de torunlar olarak nasıl bu güzel ülke uğruna para harcamazdım.

İlk önce aşığın sevgilisine hediyesi misali Azerbaycan’ı tanıtan bir site kurdum. Dünyaca meşhur sanatçı Sami Yusuf’u Bakü’ye konsere getirdik. Erivan’daki Türkiyeli şirketleri kapattırdım. Bakü’de Türkiyeli tanınmış bir iş adamıyla, meşhur Tv programcısı Seyfullah Türksoy’u tanıştırdım. İş adamı sponsor oldu İsmayıllı, Gebele, Lahıç, Saatli’de Azerbaycan’ı tanıtım videoları çektik. Başta Kanal 7 olmak üzere birkaç televizyon kanalında Azerbaycan’ı dünyada milyonlarla insana tanıttık. Azerbaycanlı dostlarım Türkiye’den bir hanım yazar istediler, yardımcı oldum getirdik, Bakü’de 2 gün konferans verildi. Almanya’da, devamlı Azerbaycan aleyhine yayınlar yapan bir Tv’yi defalarca aradım, bu yayınları durdurun dedim, beni kırmadılar durdurdular. Sonra cumhurbaşkanı seçimlerine aynı televizyon kanalını davet ettiler, onlar da gelip katıldı.

Yine Türkiye’nin en çok okunan gazetelerinden biri olan Hürriyet’te Azerbaycan’la ilgili yazılar yazdım. Nuru paşanın askerlerinden birinin torunu Mehdi Osmanov’u uzun araştırmalar sonunda buldum, önemli bir dergi için röportaj yaptım, çok okundu hatta bizim Türkiye Büyükelçiliği’nden beni aradılar çok teşekkür ettiler.
Bir çok hastaya yardım ettim, Trabzon’a, İstanbul’a tedaviye gittiler.

ITV radyo ile Türkiye’den bir radyonun ortak yayın yapma fikri benimdi, ben de girişimde bulundum. Sonunda ITV ile TRT arasında gerçekleşti bu yayınlar.
İsmayıllı’da yaşayan Batı Azerbaycan’dan Meherrem isimli bir kişinin 170 yıl önce Türkiye’ye göçmüş akrabalarını uzun araştırmalar sonunda buldum ve telefonda görüştürdüm.

Daha sayamadığım bir sürü işler yaptım. Ben bunları Allah rızası için yaptım.
İsmayıllı’da bir mezarlık var, rivayete göre Nuru paşanın askerleri orada yatıyor. İsmi Culyan altı mezarlığı. Mezar taşları arabca yazılarla süslü ve hep yerlerde sürünüyor, taşlar kırılmış, üzerinden hayvanlar geçiyor. Kendi paramla orayı düzeltmeyi istedim, izin vermediler.

Yeniçağ: Yeniden sınırdışı olayına dönelim. İlk defa bunu duyduğunuzda nasıl bir tepki verdiniz ?

Ziya Şahin: Tabi çok üzüldüm, göz yaşı döktüm. 2014 senesi Ağustos ayında İstanbul’a gelmiştim, 1 hafta sonra Bakü’ye döndüğümde havaalanında bana “Sen aynı uçakla İstanbul’a geri döneceksin, sınırdışı edildin”. Ben o anda o kadar çok şaşırdım ki… Dedim benim suçum ne? Evim, bahçem, eşyalarım, dostlarım, her şeyim Azerbaycan’da. Uçakta 3 saat boyunca göz yaşı döktüm. Hatta uçakta yanımda birisi oturuyordu, sonradan Avrupa’da Prof. Dr olduğunu öğrendim. Bana neden ağladığımı sordu, yakınımı kaybettiğimi sandı. Yok dedim, 10 yıl Azerbaycan’da yaşadım gece gündüz Azerbaycan için çalıştım şimdide beni sınırdışı ettiler.
Prof. Dr abimiz o kadar çok üzüldü ki…anlatamam!
İstanbul’a geldim ertesi gün Azerbaycan Başkonsolosluğu’na gittim, orada çalışan Seymur ve Tural isimli yetkililere gözyaşları içinde durumumu anlattım, yazılı dilekçe ver dediler, verdim ama henüz resmi bir cevap almış değilim.

Benim bu sınırdışı durumumu, gerek Türkiye’de gerek Azerbaycan’da bir çok milletvekilleri, gazeteciler, iş adamları biliyor. Hatta bizim meclis spikerimiz İsmail Kahraman’a, İstanbul Valisi Vasip Şahin’e bizzat anlattım.

Hatta sizin gazateniz Yeniçağ.az’ında üye olduğu Basın Konseyi Başkanı ve Milletvekili Aflatun Amaşov da bu durumu iyi biliyor.
Fakat ben inanıyorum ki bu röportajdan sonra Azerbaycan’da cumhurbaşkanlığı sarayında yetkililer, özellikle Ali Hasanov bey durumdan haberdar olarak, bu yanlışlığı düzeltecek ve sınırdışı kararını kaldıracaklardır. Benim gibi Azerbaycan sevdalısı biri bunu hak etmedi.

Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev her daim Azerbaycana gelen konuklara dikkat gösterilmesini talep ediyor.

Biliyorsunuz mu, en çok ta daha 27 günlükken aldığım şimdi 12 yaşında olan köpeğimi özlüyorum.

Yeniçağ: 15 Temmuz’da sokaklardaydınız. Hatta telefonda konuşurken sesiniz uykusuzluktan çok kötü geliyordu. O gece kendi yaşadıklarınızı anlatır mısınız ?

Ziya Şahin: Ben bir çok darbelere şahit oldum, başta 12 Eylül 1980 askeri darbesi olmak üzere. Fakat bu 15 Temmuz darbe girişimi dünyanın en ahlaksızca yapılmaya çalışılan darbesiydi. Düşünün sizi koruduğunu sandığınız uçaklarla, tanklarla, bombalarla, silahlı askerlerle size, halka, cumhurbaşkanlığı sarayına, meclise saldırdılar. Sıcak bir yaz günüydü, evde televizyonda, internette garib haberler gördüm. Biraz sonra savaş uçaklarının sesleri, ardından Cumhurbaşkanı’mız Erdoğan’ın sokaklara çıkmamızın gerektiğini söyledi hemen arkadaşlarla yollara çıktık.
Önce Atatürk havaalanına Cumhurbaşkanı’mızı karşılamaya gitmek istedik ama olmadı, yollar doluydu. Bir yandan da AK partiden gelen talimatlara uyduk. Herkes bulunduğu bölgeye sahip çıksın dediler. Bizde oturduğumuz bölgede kaldık talimatlara uyduk.
O esnada ne başımızın üstünden geçen savaş uçakları, ne Trakya tarafından geliyor denen tanklar, ne silahlı askerler asla bizi korkutmadı…
Bu arada halk silahlarıyla havaya ateş ediyor, her ihtimale karşı bir ön hazırlık yapılıyordu. Tabi bizler bu andan itibaren artık evin yolunu unuttuk. Uyku ihtiyacımızı çoğu zaman otomobillerimizin içinde birkaç saat uyuyarak gideriyorduk. Biz bu kahraman halkla ne kadar iftihar etsek azdır. Düşünün insanlar tankların önüne yattı. Bizler bu cennet vatanımızı kanımızın son damlasına kadar koruyacağız, bu bizim namus şeref meselemizdir. Bırakın Türkiyeyi korumak bu halka denseki, yarın Karabağ toprakları alınacak, kim isterse gönüllü olsun. Ben inanıyorumki Türkiye’de 1 saatte 1 milyon insan hemen kayıt yaptırır.

Yeniçağ: Hainlerin hepsi bertaraf oldu mu? Bu konuda eksik gördüklerinizi anlatırmısınız ?

Ziya Şahin: Hayır asla. Şu anda FETÖ militanları kendilerini gizliyorlar, hatta gizlemekten de öte Erdoğan, AK parti, iktidar tarafındalarmış gibi gözüküyorlar. Bir nevi takviye yapıyorlar. FETÖ’cüler için her türlü ahlaksızlık, alçaklık mübah.
Şu anda çok daha dikkatli olmalıyız ve iktidar yanlısı gibi görünenlerin, geçmişte kimlerle beraber olduklarını göz önünde bulundurmalı ve ona göre tedbirli olmalıyız.

Yeniçağ: Türkiye referandum sürecinden geçiyor. Nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz 16 Nisan’da?

Ziya Şahin: Ben referandumu çok ta önemsemiyorum. Önemli olan başta cumhurbaşkanımızın sağlıgı, sıhhati ve iktidarın birliği dirliğidir. Bunlar olduktan sonra gerisi çok ta önemli değil. Tren rayına oturmuş gidiyor ve gidecektir de. Ben bir Müslüman olarak duayı çox önemsiyorum. Erdoğan ve iktidar dünya ölçeğinde mazlumlardan büyük dua alıyor, bu dualar da onları hep başarılı yapıyor. Referandumdan elbette ‘’EVET’’ çıkacağını bekliyoruz. Fakat çok az bir farkla ‘’HAYIR’’ bile çıksa rayına oturmuş bu tren yoluna devam etmektedir, edecektir.
Fakat ‘’EVET’’ çıkarsa trenimiz çok daha süratli yol alacaktır.

Yeniçağ: Türkiye’nin ünlü şairlerinden Yavuz Bülent Bakiler “Azerbaycan yüreğimde şahdamardır” diyor.
Ziya Şahin için Azerbaycan nedir?

Ziya Şahin: Yavuz Bülent Bakiler tanıdığım, sevdiğim, saygı duyduğum bir büyüğümüzdür. Çok güzel söylemiş. Benim için de Azerbaycan candır, canandır, vücudumuzun bir azasıdır, onun gelen küçücük bir şey bile bütün vücudumuzu incitir.
Allah bütün azalarımıza sağlık sıhhat versin diye duacıyım. Ben Azerbaycan’da 10 sene yaşadım, gerçekten Azerbaycan ve Azerbaycan’daki kardeşlerimiz görülmeye değer… Tavsiye ederim herkes Azerbaycan’ı bir defada olsa ziyaret etmeli, gidip görmeli.
Türkiye’de de insanlar Azerbaycan’ı çok sever, ama ben isterimki bu sevgi oraları görerek bizzat yaşansın.
Yine ben Azerbaycan’da yaşayan yabancı vatandaşlara diyorum ki, Azerbaycan derin tarihi kültürel zenginliğe sahip, bunları yakından tanıyın çok bilgi edinin ülkenizde anlatacağınız bir şeyler olsun, Azerbaycan zengin kültürel mirasa sahiptir.

Yeniçağ: Ziya bey bu röportaj için size çok teşekkür ediyoruz, Azerbaycan sevginizi Allah hiçbir zaman yüreğinizden çıkarmasın diyoruz.

Ziya Şahin: Bende daima yakından takip ettiğim, çok okunan haber sitesi Yenicag.Az’a ve FETÖ’yle ciddi mücadelesinden dolayı Türkiye’de çok tanınan tesisçi ve genel yayın yönetmeni Agil Alesger beye, size ve bütün personelinize çok teşekkür ediyorum.

Tr.Yeniçağ.Az


© Yayınlanan yazıları kullanırken kaynak gösterilmesi zorunludur.