Kronik yorgunluk ölüme mi götürdü? – Tr.Yenicag.Az

Kronik yorgunluk ölüme mi götürdü?

Yazar: Aytek Yusifsoy

Şef Redaktör

İntihar eden Gaziantepsporlu Çek milli futbolcu Frantisek Rajtoral’de kronik yorgunluk sendromu sorunu olduğunun ileri sürülmesi, dikkatleri bir kez daha kronik yorgunluk sendromuna çevirdi. Peki kronik yorgunluk nedir, neden kaynaklanır, nasıl tedavi edilir ve hepsinden önemlisi insanı intihara sürükler mi?

Gaziantepspor’da forma giyen ve kronik yorgunluk sendromu sorunu olduğu belirtilen futbolcu Frantisek Rajtoral’ın intiharının ardından kronik yorgunluğun insan bedenine ve psikolojisine etkileri bir kez daha mercek altına alındı.

Uzmanlar, dinlenmeye rağmen geçmeyen ve 6 aydan uzun süren yorgunluğu, “kronik yorgunluk” olarak nitelendiriyor. Birçok hastalıkla benzer özellikler gösterdiği için fark edilemeyen kronik yorgunluk sendromu, tek başına bir hastalık olarak kabul edilmese de önemli hastalıkların belirtisi olabiliyor.

KRONİK YORGUNLUK BU BELİRTİLERLE BAŞ GÖSTERİYOR

Genel halsizlik, çabuk yorulma ve konsantrasyon güçlüğü olarak ifade edilen yorgunluk, toplumda sıklıkla karşılaşılan bir şikayet. Halsizlik, uykuya meyilli olma, evden çıkmak istememe ve dinlenmeye olumlu yanıt vermeme, eklem, kas ve kemik ağrıları, hareketsizlik, hafızada bozulma, konsantrasyon güçlüğü, ciddi baş ağrıları ve sabahları uykulu halin devam etmesi gibi belirtilerle kendini gösteren kronik yorgunluk sendromu, yaşam kalitesini düşüren ve günlük hayatı olumsuz etkileyen bir durum. Tedavi edilmediğinde ise daha büyük sorunlara yol açabiliyor.

ntv.com.tr’den Tülay Karabağ’ın sorularını yanıtlayan ve kronik yorgunluğun intihar düşüncesini tetikleyebileceğine vurgu yapan İstanbul Florence Nightingale Hastanesi Uzm. Psikolog Gizem Ünveren, kronik yorgunluğun psikolojide yarattığı sorunları ve intihar bağlantısını şöyle anlattı:

“Hastaların büyük bir çoğunluğunda zihinsel ve duygusal değişiklikler vardır. Duygusal değişiklikler irritabilite, duygulanımda dalgalanma, panik ataklar, keder ve ümitsizlik şeklindedir. İntihar düşünceleri beklenmez. Altta yatan depresif öğeler ve intihar düşüncesine sebep olabilecek duygu durum bozuklukları tedavi edilmezse intihar davranışı ortaya çıkabilir. Yorgunluk hastanın bireysel, sosyal, mesleki, eğitimsel ve ruhsal fonksiyonlarını sınırlandırırken, zengin klinik bulgularla birliktelik göstermektedir.”

“ÇALIŞAN KESİMDE DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR”

Halsizliğin üzerinde durulmayan bir durum olduğunu kaydeden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ziya Ömer de kronik yorgunluğun genellikle gözden kaçan bir sorun olduğuna dikkat çekti, “Daha fazla eğitimli, çalışan ve gelir seviyesi yüksek olan toplum kesiminde etkili olmaktadır” dedi.

YOĞUN ÇALIŞMA TEMPOSU ETKİLİ OLUYOR

Genellikle mükemmeliyetçi kişilik yapısındaki bireylerde ve yoğun çalışma temposuna sahip kişilerde görülen kronik yorgunluk sendromunun, sadece isteksizlik ve hafif yorgunluk gibi belirtiler ile ortaya çıkabileceği gibi sosyal hayattan kopma ve iş hayatındaki işlevsellikte düşüş gibi sorunlara yol açabilecek kadar şiddetli de olabildiğini dile getiren Ünveren de sorunun iş hayatındakileri neden daha fazla tehdit ettiğine açıklık getirdi:

“Çalışan bireylerdeki bu yorgunluk ve bitkinlik halini işyerlerinde birçok olumsuz etki bırakabilmektedir. En sık rastlanan etkileri konsantrasyon eksikliği, hata yapma oranında artış, performans düşüklüğü ve zayıf iletişimdir. Çalışma hayatında da yaygın olan yorgunluğun temelinde çalışanların yaşadıkları stres, kaygıya bağlı problemler gibi psikolojik nedenlerin yanı sıra ağır iş yükü, uzun çalışma saatleri, fazla seyahat ederek çalışma, yüksek sorumluluk altında olma gibi faktörler yer alıyor.”

KRONİK YORGUNLUK NEDEN KAYNAKLANIYOR?

Ünveren’in aktardığına göre, kronik yorgunluğu ortaya çıkaran iş dışı da çok sayıda sebep var. Bunları; aşırı egzersiz, uyku bozukluğu, beslenme yetersizliği, kondüsyon eksikliği, üst solunum yolu enfeksiyonları, kansızlık, tiroid hastalıkları (tiroidin az veya çok çalışması) akciğer hastalıkları, viral hastalıklar, kanser ve depresyon gibi nedenler olarak sıralamak mümkün. Yanı sıra sakinleştiriciler, depresyon, alerji ve tansiyon ilaçları, kas gevşeticiler ve pek çok antibiyotik de yorgunluğa neden olabiliyor.

NEDENİ TAM OLARAK BİLİNMİYOR

KYS’nun sık görülen bir sorun olmasına karşın nedeninin hala tam olarak açıklanamadığını belirten Ünveren, “Bugüne kadar immunolojik, virolojik, psikolojik ve nöroendokrin faktörler öne sürülmüş ancak hiçbirisi kesinlik kazanamamıştır” diye konuştu.

KRONİK YORGUNLUK SENDROMU NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tedavinin; kişinin ne zamandan beri kronik yorgunluk yaşadığına, kronik yorgunluğun hangi olay veya durumdan sonra tetiklendiğine, daha önce bireyde yaşanılan psikolojik bir rahatsızlık olup olmadığına, kısacası bireyin hikâyesine göre değişeceğini söyleyen uzman psikolog, “Tedavi sürecinde davranışçı tedaviye, uyku tedavisine, immunolojik tedaviye ve antidepresanlara başvurulmaktadır. Kognitif Davranışçı Terapi, olumsuz duyguları değiştirme, stres faktörlerini tanıma ve bununla nasıl baş edileceği konusunda fikir sahibi olma konusunda fayda sağlamaktadır. Birey, depresyonda ise ya da yoğun anksiyetesi var ise; psikoterapi tek başına yetersiz kalacaksa, terapisti tarafından kişi psikiyatra da yönlendirilebilir. Gerektiğinde ilaç tedavisi ile süreç desteklenebilir” ifadesini kullandı.

YORGUNLUKLA BAŞA ÇIKMANIN PÜF NOKTALARI

Uzm. Dr. Ziya Ömer, yorgunluk şikayetlerinden kurtulmak için yapılması gerekenler konusunda ise “Her gün düzenli olarak kahvaltı yapın ve günde en az 2,5 litre su için. Dik oturun ve cep telefonunu mümkün olduğunca az kullanın. Haftada 2 gün balık tüketin, düzenli beslenin ve egzersiz yapın. Kafein, sigara ve alkolden uzak durun. Stres yaşamın bir parçası olsa da, stresin kontrol etmeyi öğrenin. Acıkma atakları, tatlı çekme, yemek sonrası uyku gelmesi, halsizlik ve yorgunluk insülin direncinin göstergesi olabilir. Tiroit hormonundaki düzensizlikler de uyku ve vücut dengesini bozabilir. Bu nedenle bir hekime başvurmak en doğru davranış olacaktır” önerisinde bulundu.

Tr.Yeniçağ.Az


© Yayınlanan yazıları kullanırken kaynak gösterilmesi zorunludur.