Müslümanın kanı Müslümana helal mı? - Şii-Sünni çatışmasına bir de bu açıdan bakın

Yazar: Aytek Yusifsoy

Genel Yayın Yönetmeni

Şii’yi Sünni ve Sünni’yi Şii’ye karşı o kadar kışkırttık ki bugün İslam âleminde savaşsız ve Müslümanın kanının Müslümana mubah olmadığı bir yer kalmadı. Yapılan bu aleyhte propaganda sonucu bugün tüm Müslümanların başı belada.

Müslüman âlimler! İslam’ın ilk döneminde – hak meselesi ayrı bir konu – fakat Ali’nin ilk üç halifeye karşı öyle bir tavır tutunmuş ki Ali, Osman’ı savunmak için çocuklarını bile göndermiş. Hatta Peygamber evlatlarından Hasan ya da Hüseyin Osman’ı savunurken yaralanmışlar. Onların çatıştığı, savaş çıkardıkları nerede görülmüş… Onlar İslami birliği korudular. Mezhep adlandırılan fıkhî mekteplerini kuran imam ve fakihler de birbirleri ile düşman değillerdi.

Bugün işi öyle bir noktaya getirmişiz ki Müslümanın en büyük düşmanı Müslüman oluvermiş. Bazı İslam ülkeleri diğer İslam ülkelerine karşı İsrail ile birlik sloganları atıyorlar. İşimiz nereye varmış. Müslüman Müslümanı katlediyor, Müslümanın çocuğuna, namusuna, izzetine saldırıyor; İslam ülkelerine acımıyor. İslam ülkeleri baştanbaşa savaş ve çatışma içindeler. Oysa oralarda ne Hıristiyan, ne de Yahudi bulunmaz.

Suriye, Irak, Mısır, Lübnan’dan Cezayir’e kadar ve bu bağlamda da Afganistan, Pakistan’da Müslümanların birbirinin kanını akıtmadıkları gün yok. Kendi aleyhte propagandamızla bu ortamı biz sağladık. Ehli Sünnet aleyhinde propaganda yapan Şii alimin çenesi kırılsın!.. Şia’ya karşı propaganda yapan Sünni alimin çenesi kırılsın!… İşte sonucu bugün düşmüş olduğumuz durum. Maalesef şimdi ne devlet çözebiliyor, ne de halk.

Dün yalnız savaşanlar öldürülüp yağmalanırken bugün İslam âleminin neresine bakarsanız masum insanların bir tek can güvenliği değil, çocuk ve kadınların namusları bile güvende değil. Bunlar peygamberin yolunu bırakıp insanların arasında hep şeytanın yolunu tebliğ ettiğimiz içindir.

Hep şeytana uyduk. Her birimiz İblisin ordusunun bir bölüğünü kurarak kendi camiamızı, ümmetimizi paramparça ettik. Allah falana lanet etsin, Allah filana lanet etsin; başımıza bu belaları onlar getirdi diye yakınıp dururuz. Uluslararası istihbarat ağları, süper güçler, İslam düşmanları aramızda fitne çıkarmaya çalışıyorlar. Ama biz, kendimiz bu fitne için gerekli zemini onlara sunmazsak hiçbir şey yapamazlardı zaten. Düşman evladına karşı hata yapan ve kötü tutum sergileyen babanın çocuğunu kullanarak ailenin yok olmasını sağlar. Zeki insanlarsa kendi ailesine doğru tutum ve şefkat dolu bir şekilde muamelede bulunur. İş böyle olunca hiç kim, hiçbir şekilde o aileye etki yapamaz. Fırsat kollayan düşmanın eline bahane ve bu fırsatı veren biziz. Müslüman; cuma günü beyaz elbise giyiyor, silahını alıyor ve Müslümanları “Allah rızası” için katlediyor. “Allah için” Müslümanın namusunu çiğniyor. “Allah için” Müslümanların can güvenliğini ortadan kaldırıp yok ediyor. Bu durum bir anda ortaya çıkmadı. Hz. Peygamberin vefatından sonra 1300 senedir, İmamlardan sonra yaklaşık 1000 senedir hep böyle… Sürekli Şia Ehli Sünnete Ehli Sünnet Şia’ya karşı propaganda yaptı. Sonucu da bugünkü tekfirciler işte.

tr.yenicag.az

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir